5800 almayı düşünenler için, üç ayrı sitede yayınlanan inceleme videolarını buraya koyuyorum. Bu telefonu almaya karar vermeden önce, videoların size faydalı olacağı kanaatindeyim. Evet, telefonumu sevdim
Buyrun izleyin.
Donanım Haber’deki video için tıklayınız.
Ürün İnceleme’deki video için tıklayınız.
ShiftDelete’deki video için tıklayınız.
Bu hafta sonu yeni telefonum NOKIA 5800 elime ulaştı. Geniş bir ekranda video seyretmek ve izlediği videoda iyi bir ses kalitesi isteyenlere, şiddetle bu telefonu tavsiye edebilirim. Söz konusu video olunca insan telefonunun ekranında çizik görmek istemiyor. Bu nedenle hemen ceptopc.com sitesinden 5800′ın orjinal kılıfını sipariş ettim. Evet işte çilem de böyle başladı.
Siparişim 2 gün sonra elimdeydi. Kargo paketinden,
1 adet Telefon Sehpası (İlk etapta çok hoş gelsede, bence son derece lüzumsuz bir araç)
1 adet Koruyucu Film (Sanırım verdiğim paranın hakkını veren tek şey)
Ve meşhur kılıf çıktı.
Hemen şunu söylemeliyim ki, bu kılıfı almayı düşünenler hemen vazgeçsinler. Çünkü gelen şey kılıf değil
İki adet plastik plakanın lastiklerle birbirine tutturulduğu bir kutu. Bu kutuya telefonunuzu sokmak için oldukça uğraşıyorsunuz. Dahası telefonun kenarları bu zorlu işlem sırasında bir hayli çiziliyor. En kötüsü de telefonunuz bu kutunun içindeyken çalarsa, onu oradan çıkarıp açana kadar, arayan kişi sizden ümidi kesip telefonu kapatacaktır.
Komik ama lastikler biraz gevşesin de telefon rahat girip çıksın diye, kutunun içine büyükçe birşeyler koydum. Ama kaliteli “MAL”ya, bir gün geçmesine rağmen gevşeme falan yok
Sözün özü, 5800 kullanıcılarına deri kılıf öneriyorum.
İskender Pala‘yı bir çoğumuz “Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk” adlı kitabından tanıyoruz.
Bense kendisini bu kitaptan önce de bilirdim, yalnız Prof. olduğundan dolayı “Öğretim Görevlisi” olduğunu sanıyordum. Meğer kendisi 14 sene 7 ay askerlik yaptıktan sonra “28 Şubat” kararlarıyla ordudan ayrılmak zorunda bırakılan bir subaymış.
“İki Darbe Arasında & İlginç Zamanlar” kitabınında da askeriyeye girişten çıkışına kadar ki süreci anlatmış. Kitabı geçen hafta babama aldım, bugün itibariyle de ben okudum. Bence kitap o süreçte yaşananları birinci ağızdan anlattığı için özel bir eser.
Bu arada İskender Pala dün HABERTÜRK’de Balçiçek Pamir’le Söz Sende programındaydı. Balçiçek Pamir program biterken kitaba izleyicilerden çok büyük tepkilerin de geldiğini söyledi. İskender Pala’ysa bu konuya cevap verecek şu açıklamaları program içinde yapmıştı bile,
“Kitabı başta Hilmi ÖZKÖK olmak üzere bir çok komutan okumuş ve bana tebriklerini ilettiler.“
Kitabı okuyun, yorum sizin.
Anlatmaya başladığınızda bir fıkra izlenimi versede, “Uzak İhtimal“; bir İmam, bir Rahibe Adayı ve bir Kitapçı arasında geçiyor. Fıkra dediğime bakmayın filmin komik bir öyküsü yok
Film şahısların yaptıkları işlerle örtüşen bir yapıya sahip. Yani olabildiğince az konuşma içermesine rağmen olabileceğinden fazla şey anlatıyor, izleyenlere.
Askerden dönünce izlemek üzere not aldığım filmi, gelince izleme fırsatı buldum. Ben beğendim, sizlerinde izlemenizi tavsiye ederim.
Unutmadan film bir hayli ödül almış ve IMDB’deki puanı 7,6.
Askere gitmenize 10 gün kadar kala, askeriye sizi bir sınava tutar. Sınav 3 gün sürer, siz bu 3 günden birinde gidip sınava girmelisinizdir. Ve askerliğe dair anılar, bu süreçte başlar.
Sınavı ilk gününde aradan çıkarmak için sabah 7.00′de kalkıp sınav yerine gidersiniz, önünüzde 1000 kişi vardır. Bu sıranın nasıl oluştuğunu sorarsınız. Kimisi geceden beri bekliyordur, kimisi gece gelip sıra almış ve evine gitmiştir, sabah sallana sallana gelip sizin önünüze geçer. Bu sıranın bitmeyeceğini düşünüp evinize gidebilirsiniz veya akşam 17.00′e kadar beklersiniz.
1. Tavsiye:
İkinci gün öğleden sonra gidin. Veya bir gün öncesinden uğrayıp sıra alın.
Sınav için sırada beklerken bir söylenti çıkar, “saçı ve sakalı uzun olanları sınava almıyorlar“. Oralarda pusuya yatmış seyyar berberler vardır, söylentinin gerçek payının olmadığını bilirler ama genede acımayıp, saçınızı sakalınızı keser, 5-10 TL’nizi de alırlar.
2. Tavsiye:
Sakın saçınızı sakalınızı kestirmeyin, sınava alınmama diye birşey söz konusu değil.
Ve diğer bir söylenti, “askeriyeye telefonlarınızla giremezsiniz“. Gene dışarıda bekleyen emanetçilere 5 TL karşılığında telefonlarınızı emanet edersiniz. Bu da büyük bir yalandır, içeride görevli askerler telefonlarınızı ücretsiz ve güvenli bir şekilde emanete alırlar. Ve sınav boyunca “acaba telefonu emanet alan adam kaçmış mıdır, ulan ne kazık yedik” diye söylenip durursunuz.
3. Tavsiye:
Telefonunuzu girişteki görevli asker harincinde kimseye emanet etmeyin.
Tecrübeyle sabittir. İşin güzel tarafı, bu kazıklardan birini yiyen arkadaşında artık bir askerlik anısı vardır.